Sürü İnsanı Ne Demek?
Sürü insanı… Hadi gelin, önce bu kavramı derinlemesine inceleyelim. Ama önce şunu söylemek lazım: Bu terimi duyduğunda aklınıza sadece “çobanın peşinden giden koyunlar” gelmesin. Evet, çoğu zaman “sürü insanı” deyince aklımıza koyunlar ve çobanlar gelir ama aslında bu çok daha karmaşık bir fenomen. Bu yazıyı yazarken de, “ben de bir sürü insanı mıyım?” diye düşündüm. Hani, sonuçta sosyal medyada yapılan bir tane influencer önerisiyle hemen bir şeylere abone oluyorum, ya da büyük bir indirimde sıraya giriyorum. Bu bile bana “sürü insanı” dedirtebilir.
Peki, gerçekten sürü insanı kimdir?
Sürü İnsanı: Kültürümüzde Nasıl Yer Edindi?
Sürü insanı kavramı, psikolojik ve sosyolojik bir terim olarak çoğunlukla “toplumun akışına kapılıp, kendine ait bir düşünce yapısı oluşturamayan birey” olarak tanımlanır. Ama bu çok sert bir tanım. Hadi gelin, bunu biraz daha hafifletelim. Eğer bir alışverişte “bugün yüzde 50 indirim var” yazısını gördüğünüzde, anında tüm vücudunuzda “indirim sevici” bir kıpırtı başlıyorsa, evet, belki de sürü insanı olma yolundasınız.
Bir başka örnek: Arkadaş grubunda, herkesin aynı marka telefonla fotoğraf çekiyor olmasına rağmen siz hala o eski modelle takılıyorsanız, “sürü” size gelmiş demektir. “Benim telefonum çok iyi” diye mızmızlansanız da, işin gerçeği şudur: Birçok kişi o telefonu aldı çünkü herkes aldı. Sizin “farklı” kalma çabanız ise, işin içinde bir çeşit “sürü”ye karşı direnme. Ama sonuçta bir “sürü”den çıkıp, yeni bir sürüye katıldığınızın farkında bile değilsiniz.
Hadi itiraf edelim: Hepimiz birer sürü insanıyız. Ama bazen bu sürü biraz daha komik hale gelebilir.
Sürü İnsanı Olma Yolunda Atılan Adımlar
Şimdi, sürü insanı olmanın yollarını keşfetmeye başlayalım. Eğer “ben hiç sürü insanı olmam” diyorsanız, bu yazıyı okurken biraz düşünmeye başlayabilirsiniz. Mesela, sabah kahvaltınızda bir dilim beyaz peynir, bir parça zeytin ve bir parça ekmekle başladığınızı hayal edin. Ama bir anda, sosyal medyada herkesin “avokado tost” yemesi üzerine, siz de “aynen, ben de avokado tost yapmalıyım” diye düşünüp, mutfağa giriyorsunuz. Sonra mutfakta bir baktığınızda, gerçekten avokadonun yanına bir dilim ekmek koymuşsunuz. Tüketim alışkanlıklarınız bile sürüye hizmet ediyor, hem de farkında olmadan.
Hani bazen “farklı olmak” bir sürüye katılmak olur, değil mi? Neyi mi kastediyorum? Örneğin, yıllarca aynı tür müzikleri dinledikten sonra, bir anda “indie” müziğe yöneliyorsunuz. Çünkü herkes onu dinliyor. Şimdi “Ah, bu da mı sürüye girmem?” diye düşünmeyin. Bu, gerçek bir iç sorgulama. Çünkü biz, bir şeyin popülerleştiğini gördüğümüzde, bir şekilde o şeye yöneliyoruz. Belki de hiç sevmediğimiz bir şarkıyı tekrar tekrar dinlemeye başlıyoruz, çünkü o popüler. “Aa, ben de bu şarkıyı dinliyorum” dediğimiz an, işte tam o an “sürü”nün bir parçasıyız.
İç Sesim: “Sen Sürüye Katıldın!”
Bir de bu durumun nasıl komik olabileceğini gösteren diyaloglar ekleyelim:
Ben: “Hadi ya, sosyal medyada herkes yeni bir uygulama öneriyor, kullanmalıyım. Çok popüler diyorlar, beğenirim herhalde.”
İç Ses: “Sen de mi? Hangi sürüdesin şimdi? Bir dakika, senin geçen hafta paylaştığın fotoğraf hala bende, ama şu anda herkes bambaşka bir şeye yönelmiş. Hepsi aynı şeyi yaparken sen de katıldın. O zaman neden buradayım?”
Ben: “Ama ne yapayım, herkes öneriyor. Ben de biraz farklı olmak istiyorum!”
İç Ses: “Farklı olmak için başkasının önerdiği şeyi yapmak mı? Bravo sana, sen gerçek bir ‘bireysel’ insansın. Hem de ‘trendy’ biri oluyorsun!”
Evet, belki de biz tam da burada “sürü” olmaktan çıkarak, farkında olmadan başka bir sürüye katılıyoruz. Farklı olmak adına aynı şeyleri yapıyoruz. Ve bunu fark ettiğimizde biraz gülmeden edemiyoruz.
Sürü İnsanının Toplumdaki Yeri
Aslında, sürü insanı olmak, toplumsal bir davranışın sonucu olarak doğar. Toplumda bazı normlara uymak, kabul edilmek için “başkalarına” benzemek gerekiyor. İnsanlar, sürekli olarak çevrelerinden onay almak, kabul edilmek ve toplumun içinde yer edinmek isterler. Bu yüzden, sürüye katılmak bazen bu hayatta gerçekten de bir zorunluluk gibi görülebilir. Hani, “Ben farklıyım” diyenlerin büyük çoğunluğu aslında başkalarının söyledikleri şeylere bakıp “Evet, bu popüler ve ben de buna katılmalıyım” diyor.
Mesela, üniversite yıllarını hatırlayın. Sınıfta bir arkadaşınız sürekli olarak, “Ben her zaman farklıyım” derken, tam da herkesin izlediği dizileri izlerdi. Düşünsenize, başkalarının sevdiği şeyi izlemek, sizin de farklı olduğunuzu mu gösteriyor? Bazen farkında olmadan, her şeye karşı bir direnç geliştirdiğimizi düşünüp, aynı “sürüye” katıldığımızı kabul etmek gerekiyor. “Ay ben farklıyım” dediğimizde, aslında en çok sürüye katıldığımız anları yaşıyoruz.
Sürü İnsanı Olmak Kötü Bir Şey Mi?
Sürü insanı olmak kötü bir şey mi? Tabii ki değil. Aslında, bazen herkesin aynı şeyi yapması, bir toplumsal bağ kurmanın en iyi yollarından biri olabilir. Hepimiz birbirimizi anlamak ve benzer tecrübeler yaşamak için sürüye dahil olabiliriz. Ancak burada önemli olan, “farklı” olmak adına gerçek anlamda fark yaratacak bir şeyler yapmak. Ya da bazen, sadece bir sürüde olmak da insanı mutlu edebilir. Sonuçta, önemli olan “kendine ait bir kimlik” oluşturabilmek. Eğer sürüde olmak seni mutlu ediyorsa, o zaman bu senin yolun demektir.
Sonuçta: Sürü insanı olmanın ne demek olduğu, ne zaman sürüye katılman gerektiği ve ne zaman dışarı çıkman gerektiği tamamen sana bağlı. Önemli olan, ne zaman ve neden sürüye katıldığını anlaman. Yoksa, kimse seni “sürü”ye katıldığın için yargılamaz. Bunu hepimiz yapıyoruz, çünkü hayat bazen sürüyle gitmeyi gerektiriyor.