Assertiveness Training Nedir ve Neden Önemlidir?
Geçenlerde ofiste bir arkadaşım bana “Sen bazen fazla mı mıknatıs gibi insanları üzerine çekiyorsun?” diye sordu. O an fark ettim ki, birçok insan gibi ben de kendi isteklerimi, sınırlarımı ifade etmekte zorlanıyorum. İşte tam burada devreye giriyor assertiveness training. Peki nedir bu assertiveness training? Kısaca anlatmak gerekirse, kendi düşünce ve duygularını açık, dürüst ama aynı zamanda saygılı bir şekilde ifade etme becerisini geliştirme sürecidir. Yani hem kendine hem de karşındaki insana değer vermeyi öğreniyorsun.
Assertiveness Training’in Kökleri
Bunu duyunca insanın aklına “Bu da yeni bir trend mi?” geliyor, değil. Aslında kökleri 20. yüzyılın ortalarına, özellikle psikoloji alanındaki çalışmalarla başlıyor. O zamanlar insanlar daha çok pasif davranış modellerine maruz kalıyorlardı; ya kendi ihtiyaçlarını bastırıyorlardı ya da agresif bir şekilde karşı tarafa yükleniyorlardı. İşte assertiveness training, bu iki uç arasında bir denge kurmayı hedefliyor. Yani ne tamamen susmak ne de agresif olmak, tam ortasında durabilmek.
Günlük Hayatta Assertiveness Training
Mesela İstanbul’da, iş çıkışı eve dönerken toplu taşımada sürekli itilen, söz hakkı verilmeyen birini düşün. İşte ben de bazen kendimi böyle hissediyorum. Geçen gün otobüste yaşadığım bir olayı anlatayım: Yanımda biri sürekli cep telefonunda bağırarak konuşuyordu ve rahatsız oldum. Eskiden belki suratımı asardım veya içime atardım. Ama öğrendiğim bazı assertiveness teknikleri sayesinde, “Affedersiniz, biraz sesinizi kısabilir misiniz?” demeyi başardım. Şaşırtıcı bir şekilde işe yaradı ve karşımdaki kişi de nazikçe sesi kısıldı. İşte küçük bir örnek ama günlük yaşamda bu tür küçük uygulamalar, özgüveni ciddi şekilde artırıyor.
Pasif, Agresif ve Assertive Davranış
Bu kavramları kafamda şöyle ayırıyorum: Pasif davranış, kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmek; agresif davranış, başkalarının haklarını görmezden gelmek; assertive davranış ise ikisinin arasında bir denge. Ofiste işler yoğun olduğunda bazen ben de pasif olabiliyorum. Mesela bir projede ekstra iş yükü bana düşse bile “Tamam, hallederim” diyorum ama içimden “Keşke istemesem” diye geçiriyorum. Assertiveness training burada devreye giriyor: Ne istiyorsam net bir şekilde söylemeyi öğreniyorum ve bunu yaparken kimseyi kırmıyorum.
Assertiveness Training’in Bugünü
Bugün assertiveness eğitimi, özellikle kurumsal dünyada oldukça popüler. İnsan kaynakları departmanları ve profesyonel gelişim programları, çalışanlara bu beceriyi kazandırmayı hedefliyor. Kendi deneyimime bakacak olursam, ofiste yapılan bir workshop’a katıldım. Başta “Bu da ne kadar işe yarar ki?” diye düşündüm ama fark ettim ki, basit bazı tekniklerle toplantılarda fikirlerimi daha rahat ifade edebiliyorum. Eskiden “Acaba bu saçma olur mu?” diye düşünüp kendimi geri çekerdim; şimdi bunu yapmıyorum. Hatta bazen kendime soruyorum: “Neden daha önce bunu denemedim ki?”
Teknikler ve Egzersizler
Assertiveness training’in bazı temel teknikleri var. Örneğin, “ben mesajı” kullanmak çok etkili. Kendi duygunu “Sen…” demek yerine “Ben…” diyerek ifade ediyorsun. Örnek: “Sen hep geç kalıyorsun” demek yerine “Ben toplantıya zamanında başlamak istediğimde geç kalındığında zorlanıyorum” demek. Bu küçük değişiklikler ilişkilerde ciddi fark yaratıyor. Bir diğer teknik ise “hayır” demeyi öğrenmek. İstanbul gibi bir şehirde sürekli davetler, işler, sorumluluklar arasında boğulurken “hayır” diyebilmek, aslında kendine ve başkalarına saygı göstermek demek.
Gelecekte Assertiveness Training’in Etkisi
Kendime sık sık soruyorum: “Eğer daha fazla assertive olursam hayatım nasıl değişir?” Sanırım cevap basit ama güçlü: İlişkilerimde daha az stres, daha çok özgüven ve daha net iletişim. Ayrıca iş hayatında daha etkili bir çalışan olacağımı düşünüyorum. İnsanların bana ne düşündüğünü daha net ifade etmesi ve benim de kendimi ifade etmem, hem ekip hem de bireysel performansı artırıyor. Kendi blog yazılarımı yazarken bile bu beceri bana yardımcı oluyor; çünkü fikirlerimi saklamadan, ama kırmadan ifade edebiliyorum.
Kendi Deneyimlerimden Çıkan Dersler
Benim için assertiveness training, sadece profesyonel hayatla sınırlı değil. Arkadaş ilişkilerimde, aile içi iletişimimde, hatta sosyal medya paylaşımlarımda bile etkili. Mesela bir arkadaşımın sürekli eleştirilerine karşı eskiden susardım. Artık nazikçe ama net bir şekilde “Bunu söylediğinde kendimi kötü hissediyorum” diyebiliyorum. Başta zor geliyor, ama zamanla doğal bir refleks haline geliyor. Kendime karşı daha dürüst olabiliyorum, başkalarına karşı da daha saygılı.
Son Söz Yerine
Assertiveness training, hayatın hemen her alanında fark yaratabilecek bir beceri. Küçük adımlarla başlıyor, ama etkisi büyük oluyor. İstanbul’un kalabalığında, ofisteki yoğun tempoda veya blog yazarken kendi fikirlerimi ifade ederken, bu beceriyi geliştirmek hem özgüvenimi hem de yaşam kalitemi artırıyor. Kendine saygı göstermek ve başkalarına da saygı duymak arasında kurduğun denge, aslında assertiveness’in özü. Şimdi bazen kendi kendime gülümsüyorum: “Demek ki sadece sözcükleri değiştirmek değil, hayatı değiştirmek de mümkün.”