Market Raflarıyla Başlayan Varoluşsal Soru: BİM’de Bitki Çayı Var mı?
İzmir’de yaşıyorsan bazı soruların cevabı aslında çoktan verilmiştir ama yine de sorarsın. Mesela “BİM’de bitki çayı var mı?” sorusu da tam olarak böyle bir şey. Çünkü mesele sadece çay almak değildir; mesele, o rafların arasında kaybolurken kendini bulma ihtimalindir.
Ben 25 yaşında, hayatı çok ciddiye almamaya çalışıp yine de her şeyi fazla düşünen biriyim. Arkadaş ortamında sürekli şaka yaparım ama eve dönünce “Acaba gerçekten hayatımın yönünü doğru seçiyor muyum yoksa sadece indirimli süt mü alıyorum?” diye düşünürüm. Ve evet, bu zihinsel karmaşanın bir yerinde mutlaka BİM’de bitki çayı var mı? sorusu belirir.
BİM’e Girince Başlayan Sessiz Dönüşüm
BİM’e girmek sıradan bir markete girmek değildir. Orası bir tür paralel evren gibidir.
Kapıdan içeri girersin.
İlk 3 saniye: “Sadece yoğurt alıp çıkacağım.”
5. saniye: “Aa bu bisküvi geçen gün 3 kat pahalıydı?”
6. saniye: “Ben buraya neden gelmiştim?”
Ve işte o noktada zihnin arka planında o soru belirir:
BİM’de bitki çayı var mı?
Sanki hayatın yönünü belirleyecek kritik bir bilgiymiş gibi.
Yanımdaki arkadaş genelde şöyle der:
— “Kanka sadece ekmek alacağız.”
Ben:
— “Evet… ama insan ekmeğin yanında kendini de beslemeli.”
O an ne dediğimi ben bile tam anlamam ama felsefi bir derinlik varmış gibi davranırım.
Bitki Çayı Rafı: Modern İnsan İçin Bir Meditasyon Alanı
Marketlerde bitki çayı reyonu aslında küçük ama etkili bir terapi alanıdır. Eğer varsa tabii… İşte burada tekrar dönüyoruz: BİM’de bitki çayı var mı?
Çünkü bazı günler o rafı bulmak, hayatını bulmak gibidir.
Bir gün gerçekten BİM’de rafların arasında dolaşırken şunu düşündüm:
“Ben neden buradayım? Bitki çayı mı içeceğim yoksa hayatımı mı düzelteceğim?”
Yan tarafta bir teyze çok sakin bir şekilde ürün inceliyordu. Sanki hayatın tüm sırlarını çözmüş gibi.
Ben ise elimde yoğurt ve içimde egzistansiyel kriz.
İç Ses: “Sakin ol, sadece çay bakıyorsun”
Ama iç sesim hiç sakin değil.
— “Belki de yeşil çay içersen daha disiplinli biri olursun.”
— “Belki de papatya çayı içersen artık gece 3’te geçmiş ilişkilerini düşünmezsin.”
— “Ya da belki sadece susarsın ve yoğurdu alıp çıkarsın?”
Ama yok. İnsan basit olamıyor.
İzmir Usulü Market Felsefesi
İzmir’de market alışverişi bile biraz rahatlık, biraz da umursamazlık içerir. Ama BİM’e girince herkes kısa süreliğine ciddi bir karaktere dönüşür.
Kasada bekleyen insanlar bile sanki bir şey düşünüyormuş gibi bakar. O an herkesin kafasında aynı soru olabilir:
“Acaba BİM’de bitki çayı var mı?”
Çünkü bu soru aslında şunu temsil eder:
Sakinleşmeye ihtiyacın var mı?
Kendine zaman ayırıyor musun?
Yoksa sadece hızlıca yaşayıp geçiyor musun?
Ben genelde hızlı yaşıyorum ama düşünmeyi slow motion yapıyorum.
Arkadaş Muhabbetleri: Bitki Çayıyla Gelen Dalga Geçme
Bir gün arkadaş grubuyla BİM’e girdik. Plan basitti: cips, içecek, çıkış.
Ama planlar her zaman BİM koridorlarında ölür.
Ben yine çay reyonuna yöneldim.
Arkadaş:
— “Ne yapıyorsun?”
Ben:
— “Bakıyorum… BİM’de bitki çayı var mı diye.”
Arkadaş:
— “Sen 25 yaşındasın ve hayatını çay rafına göre mi şekillendiriyorsun?”
Güldük ama içimde küçük bir “belki evet” sesi vardı.
Çünkü bazen insan büyük kararları toplantı odalarında değil, çay paketlerinin arasında düşünür.
BİM’de Bitki Çayı Var mı? Sorusunun Gizli Anlamı
İlginizi Çekebilecek İçerik: Beyaz karanfil çiçeği ne anlama gelir ?
Okumaya Değer: Bim'de hangi marka çaylar var ?
Bu soru aslında yüzeyde basit görünür ama altında çok katmanlı bir yapı vardır.
Birinci katman:
“Bitki çayı almak istiyorum.”
İkinci katman:
“Sağlıklı yaşamak istiyorum.”
Üçüncü katman:
“Hayatımı düzene sokmaya çalışıyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum.”
Dördüncü katman:
“Belki de sadece bir şey içip sakinleşmek istiyorum.”
Ve en derin katman:
“Ben aslında ne yapıyorum?”
İşte bu yüzden “BİM’de bitki çayı var mı?” sorusu, sadece market sorusu değildir. Küçük bir varoluş günlüğüdür.
Kasa Kuyruğunda Gelen Aydınlanma
Kasa kuyruğu BİM’in gerçek final boss bölümüdür.
Önünde 7 kişi vardır ve herkesin elinde aynı şeyler:
Süt, yumurta, ekmek, bazen abartılı şekilde 12 paket cips.
Senin elinde ise:
Bitki çayı (eğer bulduysan) + bir miktar hayat sorgulaması.
Sıra ilerlerken içinden şu geçer:
“Ben gerçekten bu çayı içince daha iyi biri olacak mıyım yoksa sadece kendimi kandırıyor muyum?”
Kasiyer hızlı hızlı ürünleri geçirirken hayat da hızlı hızlı geçiyormuş gibi hissedersin.
İç Ses 2: “Bu kadar derin düşünme”
Ama iç ses yine bırakmaz:
— “Belki de sadece su içmelisin.”
— “Belki de hiçbir şey çözülmeyecek.”
— “Ama yine de bitki çayı güzel kokuyor.”
Evde Çay Demleme Ritüeli
Eve gelince olay değişir.
Poşeti açarsın. Küçük bir umut çıkar içinden.
Su kaynar. Bardak hazırlanır.
Ve o an kısa bir huzur gelir.
Ama sonra telefon bildirim sesi:
“Grup: Buluşuyoruz mu?”
Ve tüm huzur tek mesajla dağılır.
İşte modern hayat böyle bir şeydir. BİM’de bitki çayı var mı? diye başlayan yolculuk, WhatsApp bildirimleriyle son bulur.
Bitki Çayı İçerken Hayat Planlamak
Bitki çayı içerken herkes biraz plan yapar.
— “Spora başlayacağım.”
— “Erken uyuyacağım.”
— “Daha az düşüneceğim.”
Ben de yapıyorum.
Ama sonra çay soğuyor.
Ve planlar da biraz soğuyor.
Yine de o an önemli bir şey oluyor: duruyorsun. Sadece durmak bile bazen büyük bir olay.
BİM ve Günlük Hayatın Küçük Kaçış Noktaları
Aslında mesele BİM değil. Mesele orada kendine küçük bir kaçış alanı bulmak.
Bazı insanlar kahveyle yapar bunu, bazıları yürüyüşle.
Benim versiyonum biraz ekonomik:
Market gezmek + bitki çayı aramak + fazla düşünmek.
Ve evet, hâlâ ara ara sorarım:
BİM’de bitki çayı var mı?
Çünkü bu soru bazen alışveriş listesinde değil, zihnin içinde durur.
Son Koridor: Gerçekleşmeyen Ama Süren Bir Arayış
Belki her BİM ziyaretinde bitki çayı bulurum, belki bazen bulmam.
Ama mesele o değil.
Mesele, o rafların arasında kendime küçük bir nefes alanı yaratmak.
Hayat zaten büyük şeylerle değil, küçük sorularla şekilleniyor.
Ve bazen en küçük soru en uzun düşünceyi başlatıyor:
“BİM’de bitki çayı var mı?”