Örümcek İçin Hangi İlaç Kullanılır? Bir Kayseri Akşamı
Bir şeyin korkulacak kadar büyük ve vahşi olabileceğini ilk defa anlamıştım. Kayseri’nin o soğuk akşamlarından biriydi. Havanın kararmasıyla birlikte sokaklar, eski taş evlerin arasında kaybolmuştu. Ben de evin içinde yalnızdım, tıpkı her zaman gibi, o akşam da kendi dünyama kapanmıştım. Ama hiç beklemediğim bir şey oldu… Yalnızca bir örümcek, ama o küçük varlık, içimdeki korkuları yüzeye çıkarmıştı.
Bir Akşam, Bir Örümcek ve Bir Korku
Evimde, her şey yerli yerindeydi. Her şeyin düzgün olmasına çok önem veririm; en küçük bir dağınıklık bile bana huzursuzluk verir. O gün de öyleydi; kitaplar sırasıyla yerleştirilmişti, halılar düzgünce serilmişti. Ne var ki, mutfağa gitmek için salonu geçerken, gözlerim bir anda yukarıya takıldı. Bir köşede, tavanın tam ortasında bir örümcek vardı. Büyüklüğü beni korkutmuştu. Küçük, ama devasa bir canavara dönüşmüştü sanki. O an, içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Hızla kalbim çarpmaya başladı. Örümcek, sanki bir tehdit gibi bana bakıyordu.
O an hissettiklerimi anlatmak zor. Hem korku vardı, hem de bir tür hayal kırıklığı. Korku, yıllardır o kadar gizlediğim ve bastırmaya çalıştığım bir duygu haline gelmişti. Hani bir çocuk gibi düşünürsünüz ya, bu korkuyu bir şekilde büyütüp kendi içinizde kaybolmasını beklersiniz; işte, o korku benimle birlikte büyümüştü ama bir şekilde baş edebileceğimi sanıyordum. Ama bu örümcek, içimdeki en eski korkuyu yeniden canlandırmıştı. Sadece bir örümcek miydi? Bilmiyorum… Ama o an onun üzerinden geçmişe, korkulara bakmak zorunda kaldım.
“Örümcek için hangi ilaç kullanılır?” sorusu
İçimde bir karmaşa vardı. Hangi ilaç kullanılacağını düşünürken, aynı zamanda öylece durduğum yerde ne yapacağımı bilmiyordum. Hızla telefonumu alıp, “Örümcek için hangi ilaç kullanılır?” diye araştırmaya başladım. Kayseri’de bir evde, her köşe başında bir örümcekle karşılaşmak çok olağandır, ama hiçbiri beni bu kadar korkutmazdı. Telefonun ekranında, genellikle kimyasal ilaçlar öneriliyordu. Kimyasal spreyler, kova ilaçlar… Ama hiçbirisi bana içsel olarak rahatlık vermedi.
Ne tuhaf, değil mi? Bir örümcek… Ama ne kadar büyük bir korku yaratabileceği. O an, tek yapmam gerekenin onu öldürmek olduğunu düşündüm. Hızla temizliğimi yapacak, belki de o korkuyu tam anlamıyla bitirecektim. Ama bir ses, bir his hep içimdeydi: “Bu çözüm müydü? Gerçekten bu çözüm müydü?”
Korkunun Ötesinde
Örümceği öldürmeyi düşündüğümde, aklımda bir an başka bir şey belirdi: Bu korkuyla yüzleşmek. O kadar zamandır hep kaçıyordum, ama hep geri geliyordu. Bir örümcekten bu kadar korkuyor olmam, aslında içimde başka ne tür korkuların olduğunu da gösteriyordu. Çocukken, evimizde bir başka örümcek gördüğümde annem hemen eline bir gazete alıp onu öldürür ve bana sakince “Korkma, geçer” derdi. O sakin ses tonu, hep bana güven vermişti. Ama o gece, yalnızdım ve korkuyordum. Korkunun ötesinde, bir şeyin eksik olduğunu hissediyordum.
Birkaç dakika sonra, mutfaktan bir sandalye alıp örümceği kutuya yerleştirmeyi başardım. Yavaşça, ona zarar vermeden, dışarıya koyarak özgür bırakmak… Gerçekten, bu kadar basit bir çözümle bile içimdeki korkudan kurtulmuş oldum. O kadar huzurlu hissettim ki, birkaç saniye boyunca hiçbir şey düşünmedim. O korku artık yoktu. Ama bu içsel rahatlık, sadece örümceği oradan uzaklaştırmakla sağlanmamıştı. Aslında o gece, korkunun ve kaçışın ne kadar taptaze bir duygu olduğunu, ama aynı zamanda onunla yüzleşmenin de ne kadar önemli olduğunu fark ettim.
Sonuç: Korkunun Sonrası
O günün sonunda, örümceği dışarıya bırakıp eve geri döndüğümde, içimdeki huzursuzluk geçmişti. “Örümcek için hangi ilaç kullanılır?” sorusu, aslında bana insanın kendi korkuları ile nasıl yüzleşmesi gerektiğini öğretti. Bazen, çözüm o kadar karmaşık olmayabiliyor. Bazen, sadece adım atmak, küçük bir şey yapmak, korkuyla yüzleşmek ve onunla barışmak yeterli oluyor.
Korkuların ilacı, kimyasal bir madde değil; cesaret ve sabır. O gün, bir örümcek sayesinde öğrendiğim şey, hayatımın başka bir noktasında karşılaştığım her türlü korkuya da çözüm olabilir. Zihinsel olarak her korkuyu öldürmek, belki de her zaman doğru çözüm değildir. Belki de sadece bir adım atıp, onu anlamaya çalışmak gerekir.